Psikoloji tanımı, insan zihni üzerinde çalışmalar yapılan ve insan zihnini inceleyen bilim dalıdır. Psikolojinin amacı ise, bilimsel bir temele dayanmayan bu tanımlama ve yorumlar yerine daha geçerli açıklamalar geliştirmek üzere bilimsel yöntemden yararlanmaktır.[1] Clifford T. Morgan’a göre ise, “İnsan ve hayvan davranışlarını incelen bilimdir. İnsanların ve hayvanların davranışlarını anlayabilmek için akılcı ve bilimsel yollar kullanır.” Cüceloğlu’na göre ise, “Psikoloji, insan davranışının altında yatan temel nedenleri bulmaya çalışan bilimsel çabaya verilen ad”dır. Günümüzde en geçerli kısa tanım: Rot Plotnik’e göre “Davranışlarının ve zihinsel süreçlerinin sistematik ve bilimsel olarak incelenmesidir.”
Türkiye’de, 1950’li yıllardan başlayarak eğitim sistemi içinde tamamlayıcı bir hizmet olarak da var olan psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri, bir yandan eğitim alanında, bir yandan da sağlık kurumları dahil farklı kurumlarda iyileştirici, önleyici ve geliştirici psikolojik hizmetler olarak gelişmektedir. Ancak, mevcut yasal düzlem içerisinde psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri için belirlenen etik kuralların yasa kaynaklı mesleki yaptırımla desteklenmemesi sorunu bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, psikoloji alanında çalışan danışmanların uymakla yükümlü oldukları etik kuralların; kişisel doğru-yanlış yargılarına ve tercihlerine bırakılmaksızın yasal yaptırımlarla da güçlendirilmesi bir gerekliliktir. Zira, tek başına etik kuralların profesyonel davranışların ortaya çıkmasını sağlayıcı ve denetleyici gücü olmadığı gibi, bu kurallar psikolojik yardım elemanlarının hukuksal sorumluluğunun belirleyicisi de olamayacaktır.[2]
Psikoloji alanında faaliyet gösteren danışmanlar, uygulamalarında yasal sorumluluklarının bulunup bulunmadığı noktasında arada kalırken, sadece mesleki etik standartları sınırlayıcı ve düzenleyici olarak görmektedir. Oysa hukuk düzeni genel bir biçimde bütün kişisel ve profesyonel (mesleki) iş görme faaliyetlerini kapsayacak sorumluluk hükümlerini de içermektedir. Ancak, her ne kadar yasal mevzuat kapsamında genel bir biçimde hekimin sorumluluğu veya mesleki iş görme faaliyeti sırasında ortaya çıkan kusurlu davranış gibi başlıklarla düzenlenmekte ise de özellikle psikoloji alanında faaliyet gösteren kişilere yönelik tam mahiyetli bir yasal düzenleme / meslek kanunu bulunmamaktadır.
Yazımızda genel mahiyetiyle, psikoloji alanında faaliyet gösteren psikologların ve klinik psikologların mesleki alanlarının hukuk düzeni içerisinde değerlendirilmesi üzerinde durulmuştur.
Psikologlar, üniversitelerin fen ve edebiyat fakültelerinde 4 yıllık psikoloji bölümünde lisans eğitimini tamamlayan kimselere denilmektedir. Psikologlar lisans eğitimleri sırasında insan zihni, duygu ve davranışları hakkındaki teoriler, araştırma metotları, ölçme değerlendirme teknikleri, gelişim psikolojisi, sosyal psikoloji, deneysel psikoloji, endüstri psikolojisi, klinik psikoloji, sağlık psikolojisi gibi psikolojinin farklı alanlarında eğitim alırlar.
Klinik psikologlar ise, üniversitelerin fen ve edebiyat fakültelerinde 4 yıllık psikoloji bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra klinik psikoloji alanında 2 yıl lisansüstü eğitimini tamamlayan kimselere denilmektedir. Klinik psikologlar lisansüstü eğitimleri sırasında zihinsel, duygusal ve davranışsal bozuklukların tanı ve tedavisi, çeşitli psikoterapi yaklaşımları, psikolojik ölçme ve değerlendirme testleri gibi alanlar üzerine teorik ve uygulamalı eğitim alarak bu alanda uzmanlaşırlar. Klinik psikologların aldıkları bu eğitimleri, hastane ve kliniklerde yaptıkları stajlarda süpervizör denetiminde (uzman klinik psikologların yönlendirme ve değerlendirmesi ile) uygulayarak deneyim kazanmanın yanı sıra bu alanda yüksek lisans tezi yazarak mezun olmaktadırlar.
1219 sayılı 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un (“1219 sayılı Kanun”) EK-13.maddesinde klinik psikologların tanımı yapılmıştır.[3] Bu bağlamda, klinik psikologların; psikoloji veya psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanlarında lisans eğitimi üzerine klinik ortamlarda gerekli pratik uygulamaları da içeren klinik psikoloji yüksek lisansını veya diğer lisans eğitimleri üzerine psikoloji veya klinik psikoloji yüksek lisansını ilave olarak alan klinik psikoloji doktorasını yapan sağlık mensuplarıdır. Hükmün devamında, klinik psikologların nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları, gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikolojik değerlendirme ile uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığı’nın da uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapabilecekleri ifade edilmiştir. Hastalık teşhisinin konulması söz konusu olduğu durumlarda ise, ancak ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirebilecekleri belirtilmiştir.
Diğer yandan, psikologlara yönelik bir tanım gerçekleştirilmemekle birlikte, hükmün içeriğinde bulunan faaliyetlere ilişkin klinik psikolog olmayan psikoloji eğitimi almış kimselerin; psikoloji lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığı’nca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologlar sertifika alanlarındaki tıbbi uygulamalarda görev alabilecekleri ortaya koyulmuştur.
Hükmün lafzından, klinik psikoloji tanımına uymayan ancak üniversitelerin psikoloji alanında lisans eğitimini tamamlayan kimselerin ancak ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığı’nca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş olması şartıyla tıbbi uygulamalarda görev alabilecekleri anlaşılmaktadır. Yasal mevzuat dahilinde açık bir şekilde, “lisans mezunu olup psikolog sıfatına haiz kişilerin danışanlara birebir hizmet veremezler” şeklinde bir hüküm bulunmamakla birlikte, yasa koyucunun tanımı içerisinde değerlendirildiğinde, psikoloji lisans eğitiminin bir danışana yönelik birebir tıbbi uygulamada bulunulması için yeterli kabul edilmediği görülmektedir.
Her ne kadar psikoloji alanında faaliyet gösteren kişilere yönelik bir “meslek yasası” bulunmamakta ise de 1219 sayılı Kanun’un EK-13.maddesi’nin 3.fıkrasında bahse konu husus değerlendirildiğinde, psikoloji lisans eğitiminin başlı başına danışmanlık verme yönünde yeterli olmadığı, devamında sertifikalı eğitimlerin alınarak tıbbı uygulamalarda görev alınabileceği anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, mesleki uygulama değerlendirildiğinde de klinik faaliyetinde (danışan ile birebir psikolojik danışmanlık verilmesi) bulunulabilmesi için lisans programından sonra yüksek lisans yapılması gerekliliği benimsenmektedir. Ayrıca, genel doktrinde, her ne kadar psikoloji mezunu kimseler terapi verme yönünde hakları bulunmakta ise de bir yerde çalışarak deneyimlenmesi gerektiğidir.
Türk Psikologlar Derneği’nin 18 Nisan 2004 tarihinde yaptığı 27. Olağan Genel Kurul ile kabul edilen ve daha sonrasında 15 Nisan 2018 tarihli 35. Olağan Genel Kurul’da değişiklikleri içerir “Türk Psikologlar Derneği Etik Yönetmeliği”nin (“Yönetmelik”) 1.4. maddesinde de aynı prensiplerin benimsendiği görülmektedir.[4] Zira, madde içeriğinde; psikologların faaliyette bulunmalarını engelleyen kişisel güçlükleri yaşamalarına, bir klinik psikoloğun yas, hastalık vb. bir sebeple psikoterapiye devam edemediği hal örnek verilmiştir. Bu doğrultuda, bir psikoloğun klinik psikolog olmaksızın psikoterapiye devam edemeyeceği madde hükmünden anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin 1 nolu maddesinde “T.C. Psikologlar Meslek Yasasının” yasalaşmadığı vurgulanarak psikologlara Türk Psikologlar Derneği’nin gerekli gördüğü koşullara uygun yasal eğitimi alıp yetkinliğini elde etmek ve en yüksek düzeyde tutmaya devam etmek sorumluluğu atfedildiği görülmektedir. Bunun yanı sıra, psikologların sadece yetkinliğini elde ettiği alanda eğitimi, kişilik özellikleri, deneyimi ve becerileri çerçevesinde çalışacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar psikolog mesleğini icra etmeye yönelik Türk Psikologlar Derneği üyesi olunması zorunluluk teşkil etmese de mevcut meslek etik kurallarına ilişkin düzenlemeleri ve Yönetmelik sebebiyle dernek mensubu psikologların faaliyetlerine yardımcı kaynak olacağı açıktır. Kaldı ki, aynı şekilde, bir psikolog derneğe üye olmasa bile hukuki uyuşmazlık içerisinde Yönetmelik’te bulunan meslek etik kuralları doğrultusunda, mahkemenin yardımcı kaynak olarak değerlendirmesinde ve gerekli görmesi halinde Türk Psikologlar Derneği’nden bilgi talebinde bulunabilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır.
Hastaneler ve sağlık kuruluşlarında da uygulama içerisinde bir kimsenin psikoloji alanında hizmet verilmesi adına “klinik” unvanı aranmaktadır.
22 Mayıs 2014 tarih ve 29007 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan “Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik” klinik psikologları “Sağlık meslek mensubu” olarak tanımlarken, psikologları “Sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensubu” olarak tanımlamaktadır. Ayrıca, 2014 tarihli Yönetmeliğe göre, klinik psikoloğun ilgili uzman doktor teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastalara eğitimini aldığı terapi ve psikolojik destek hizmetini verebileceği belirtilerek klinik psikologların hastalık teşhis etmeye yetkileri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Klinik psikoloğun; ancak ilgili psikiyatri eğitimi almış uzman doktorun yönlendirmesi ile hastalar ile çalışabileceği belirtilmektedir. Bunun yanı sıra 2014 tarihli Yönetmelik’te klinik psikologların uzman doktorun yönlendirmesine bağlı olmadan da psikoterapi yapabileceği “hastalık olmayan durumlar” mevcuttur. Diğer yandan, psikologların ise, ancak Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen sertifikalı eğitimleri almak şartıyla bir klinik psikoloğun ya da ilgili uzman doktorun sorumluluğunda, sertifika alanlarına dahil uygulamaları gerçekleştirebileceği kararlaştırılmıştır.
Açıklanan hususlara karşın bir üniversitenin fen ve edebiyat fakültelerinden 4 yıllık psikoloji bölümü lisans eğitimini tamamlayan kimsenin, psikoloji eğitiminden sonra ofis açarak psikoloji hizmeti vermesinin önünde yasal mevzuat dahilinde bir engel bulunmamakta olduğu görülmektedir.
Her ne kadar psikoloji alanında lisans eğitimini tamamlamış kimselerin sertifikalarla birlikte yeterliliğini belgeledikten sonra danışmanlık hizmeti vermelerinin önünde bir meslek yasası, mesleki örgütlenmeye dahil olma zorunluluğunun bulunmaması sebebiyle engel de bulunmamaktadır. Ancak, genel mahiyetiyle kabul gören doktrinler, uygulama ve mevzuat hükümlerinin yorumlanması ile klinik alanında veya birebir danışmanlık hizmeti verilebilmesi için yüksek lisans mezunu olunması veya en azından “Psikoloji lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığınca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş” şartı aranmaktadır.
[1] Elvan Melek ERTÜRK, BİLİMSEL PSİKOLOJİNİN TARİHSEL SÜRECİ ÜZERİNE, Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 7, Sayı: 14, Temmuz 2017, s. 161-180
[2] Mustafa Alper GÜMÜŞ & Aynur EREN GÜMÜŞ, “Psikolojik Danışmanın Psikolojik Danışma Sözleşmesine Dayalı Hukuksal Sorumluluğu” Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, yıl: 2008, cilt: 41, sayı: 1, 275-297
[3] 1219 sayılı Kanun’un Ek Madde 13 – (Ek: 6/4/2011-6225/9 md.): “a) Klinik psikolog; psikoloji veya psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi üzerine klinik ortamlarda gerekli pratik uygulamaları içeren klinik psikoloji yüksek lisansı veya diğer lisans eğitimleri üzerine psikoloji veya klinik psikoloji yüksek lisansına ilaveten klinik psikoloji doktorası yapan sağlık meslek mensubudur. Klinik psikolog, nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları, gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikolojik değerlendirme ile uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığının da uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapar. Hastalık durumlarında ise ancak ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirir. Psikoloji lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığınca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologlar sertifika alanlarındaki tıbbi uygulamalarda görev alabilirler.”
[4] Türk Psikologlar Derneği’nin 18 Nisan 2004 tarihinde yaptığı 27. Olağan Genel Kurul ile kabul edilen ve daha sonrasında 15 Nisan 2018 tarihli 35. Olağan Genel Kurul’da değişiklikleri içerir Türk Psikologlar Derneği Etik Yönetmeliği’nin 1.4 Çalışmayı Engelleyen Koşullar: “Psikolog, işini yapmasını engelleyen kişisel güçlükler yaşadığına (örneğin: bir klinik psikoloğun yas, hastalık, vb. bir sebeple psikoterapiye devam edemediği durumlar) karar verirse; bu durumu etik biçimde çözümleyecek girişimlerde bulunur.”
